Regülasyon: Çocuğumun DuygularınıDüzenlemesine Nasıl Destek Olabilirim?

Davranış Bize Ne Anlatıyor?

Oyuncağını toplamak istemediği için ağlayan bir çocuk… Markette istediği alınmadığında kendini yere atan bir başka çocuk… Kardeşi oyuncağını aldığında vuran ya da uzun ve yorucu bir günün sonunda en küçük hayal kırıklığına bile yoğun tepki veren küçük bir beden…

Yetişkinlerin gözünden baktığımızda bu davranışları bazen “inat”, “şımarıklık”, “sınır deneme” ya da “söz dinlememe” olarak yorumlayabiliriz. Oysa davranış, çocuğun yaşadığı deneyimin yalnızca dışarıdan gördüğümüz kısmıdır.

Davranışın altında öfke, hayal kırıklığı, yorgunluk, açlık, yoğun uyaranlar, beklenmedik bir değişiklik, yakınlık ihtiyacı ya da çocuğun henüz tek başına yönetmekte zorlandığı başka bir deneyim bulunabilir.

Bu nedenle zorlayıcı bir davranışla karşılaştığımızda ilk sorumuz her zaman “Bunu nasıl durdurabilirim?” olmak zorunda değildir. Bazen çok daha işlevsel bir soruyla başlayabiliriz:

BU AYIN SORUSU

“Bu davranış bana ne anlatıyor olabilir?”

Regülasyonu anlamaya başladığımız yer de tam olarak burasıdır.

Davranışın Altında Ne Var?

Regülasyon en yalın hâliyle çocuğun duygularını, bedenini, dikkatini ve davranışlarını içinde bulunduğu duruma göre yeniden dengeleyebilmesidir. Ancak küçük çocuklarda bu beceri henüz gelişme sürecindedir. Bu nedenle çocuktan her zorlandığında kendi kendine sakinleşmesini, düşünmesini ve doğru davranışı seçmesini beklemek gerçekçi olmayabilir.

Örneğin markette çikolata isteyen bir çocuk düşünelim. Ebeveyni sakin bir şekilde “Bugün çikolata almayacağız” dediğinde çocuk ağlamaya, bağırmaya veya kendini yere atmaya başlayabilir.

Yetişkin açısından mesele oldukça açıktır: Bugün çikolata alınmayacaktır.

Çocuğun yaşadığı deneyimde ise yalnızca çikolata yoktur. Çok istediği bir şeye ulaşamamanın yarattığı hayal kırıklığı ve bu hayal kırıklığını henüz tek başına taşımakta zorlanması da vardır.

Benzer şekilde küçük bir çocuk bize “Bugün çok fazla uyarana maruz kaldım”, “Oyunun böyle aniden bitmesine hazır değildim” ya da “Şu anda duygumu yönetmekte zorlanıyorum” diyemeyebilir.

Bunun yerine daha fazla koşabilir, sesini yükseltebilir, kolayca ağlayabilir, öfkelenebilir, bir şeyleri fırlatabilir veya yetişkine daha fazla yaklaşabilir. Başka bir çocuk ise tam tersine sessizleşebilir, iletişimden uzaklaşabilir ya da bulunduğu ortamdan çekilmek isteyebilir.

Elbette her ağlama, öfke veya hareketlilik bir “regülasyon problemi” değildir. Çocukların kızması, üzülmesi, itiraz etmesi ve hayal kırıklığı yaşaması gelişimin doğal parçalarıdır. Bu nedenle yalnızca davranışa değil, davranışın ortaya çıktığı koşullara da bakmak önemlidir.

MERAK EDEREK BAKMAK

Acıkmış olabilir mi? Uykusuz veya yorgun mu? Ortam fazla gürültülü ya da kalabalık mı? Gün içinde çok fazla geçiş mi yaşadı? Oyunu beklemediği bir anda mı sona erdi? Hayal kırıklığına mı uğradı? Biraz yakınlığa veya tam tersine biraz alana mı ihtiyaç duyuyor?

Aynı davranışın altında her çocuk için aynı neden bulunmayabilir.

Bu nedenle regülasyonu desteklemenin başlangıç noktası, davranışı hızla etiketlemekten çok merak etmektir.

Duyguyu Kabul Etmek, Davranışı Onaylamak Değildir

Çocukların yoğun duygularına alan açmaktan söz edildiğinde ailelerin aklına önemli bir soru gelebilir:

“Duygusunu kabul edersem istediğini yapmasına izin vermiş olmaz mıyım?” Hayır. Duyguyu kabul etmek ile davranışı onaylamak aynı şey değildir.

Çocuk oyunun bitmesine çok kızabilir; ancak vurmasına izin vermeyebiliriz. Kardeşini kıskanabilir; ancak ona zarar vermesine izin vermeyebiliriz. Markette istediği alınmadığı için ağlayabilir; ancak ağlaması kararımızı değiştirmek zorunda değildir.

Örneğin: “Çikolatayı çok istedin ve alamadığımız için çok kızdın. Kızabilirsin; bugün çikolata almayacağız.” Ya da çocuk öfkelendiğinde vuruyorsa: “Çok kızdın. Kızabilirsin ama vurmana izin vermeyeceğim.”

Burada yetişkin iki önemli mesajı aynı anda verir:

“Duygun burada olabilir.” ve “Sınır hâlâ burada.”

Çocuğun duygusunu kabul etmek, sınırı ortadan kaldırmak değildir. Tam tersine çocuk, sınırla karşılaştığında ortaya çıkan hayal kırıklığını güvenli bir ilişkinin içinde yaşamayı öğrenir. Dosyadaki metinde de vurgulandığı gibi, regülasyon sınırları kaldırmak değil; çocuk sınırlarla karşılaştığında yaşadığı duyguların içinde ona eşlik edebilmektir.

Bu ayrım oldukça önemlidir:

DUYGU VE DAVRANIŞ

Bütün duygular kabul edilebilir; ancak her davranış kabul edilebilir değildir.

Önce Regülasyon, Sonra Konuşma

Çocuk yoğun biçimde ağlarken, bağırırken veya öfkelenirken yetişkinlerin ilk refleksi bazen yaşananları hemen konuşmak olur.

“Neden böyle yaptın?” “Kaç kere söylemiştim?” “Bunun doğru olmadığını biliyorsun.”

Oysa yoğun bir duygunun ortasında çocuk uzun açıklamaları dinlemekte, neden-sonuç ilişkisi kurmakta veya alternatif çözümler üretmekte zorlanabilir. Bu nedenle önce güvenliği sağlamak ve çocuğun yeniden dengeye gelmesine yardımcı olmak, konuşmayı ise yoğunluk azaldıktan sonraya bırakmak daha işlevsel olabilir.

ÖNCE KENDİ HIZIMIZ

Bazen yetişkinin yapabileceği ilk şey çocuğu hızla sakinleştirmeye çalışmak değil, kendi hızını yavaşlatmaktır.

Ses tonunu düşürmek, gereksiz konuşmayı azaltmak, mümkün olduğunda çocuğun seviyesine yaklaşmak ve yanında kalmak…

“Çok kızdın. Buradayım.” “Şu anda zorlanıyorsun.” “İstersen yanında kalabilirim.”

Bazen birkaç kısa cümle, uzun açıklamalardan daha işlevsel olabilir.

Ardından çocuğu gözlemleyebiliriz. Yakınlık mı istiyor, biraz alan mı? Hareket etmeye mi ihtiyaç duyuyor, daha sakin bir yere geçmek mi yardımcı oluyor? Konuşmaya hazır mı, yoksa o anda sözcükler onun için fazla mı geliyor?

Çünkü her çocuk aynı şekilde yeniden dengeye gelmez.

Yeniden Dengeye Gelmek

Bazı çocukların koşmaya, zıplamaya, dans etmeye veya açık havaya çıkmaya ihtiyacı olabilir. Bazıları daha az uyaranın olduğu sakin bir alanda toparlanabilir. Bir çocuk sarılmak isterken başka bir çocuk yoğun duygular yaşadığı sırada dokunulmak istemeyebilir. Su içmek, oyun hamuruyla oynamak, resim yapmak, ritmik bir müzik dinlemek, sallanmak veya tanıdık bir hikâyeye dönmek de bazı çocuklara iyi gelebilir.

Nefes oyunları da kullanılabilecek araçlardan biridir; ancak yoğun bir öfkenin ortasında “Hadi derin nefes al” demek her çocuk için işe yaramayabilir. Bu tür yöntemleri çocuk sakinken oyun içinde tanımak, ihtiyaç duyduğu zaman kullanabilmesini kolaylaştırabilir.

Dolayısıyla mesele çocuğa mümkün olduğunca fazla sakinleşme tekniği öğretmek değildir.

Asıl soru şudur:

ASIL SORU

“Bu çocuğun şu anda neye ihtiyacı olabilir?”

Duygunun yoğunluğu azaldığında ise konuşmaya geri dönebiliriz. “Çok kızdın çünkü oyunun bitmesini istemedin. Bir dahaki sefere çok kızdığında ne yapabiliriz?” gibi kısa bir konuşma, çocuğun yaşadığı deneyimi anlamlandırmasına yardımcı olabilir.

Önce yeniden dengeye gelmek, sonra yaşananları konuşmak…

Çocuğun öğrenmeye daha açık olduğu yer çoğu zaman burasıdır.

Regülasyon Birlikte Öğrenilir

Bir çocuğa “Sakin ol” demek, onun nasıl sakinleşeceğini bildiği anlamına gelmez.

Küçük çocuklar öz düzenleme becerilerini geliştirirken yetişkin desteğine ihtiyaç duyarlar. Yetişkin çocuğun duygusunu ortadan kaldırmaz; tek başına taşımakta zorlandığı yoğunluğun içinde ona eşlik eder.

İşte buna birlikte düzenlenme, yani co-regülasyon diyebiliriz.

Bugün ağladığında ebeveyninin kucağında sakinleşen bir çocuk zamanla “Yanımda oturur musun?” diyebilir. Daha sonra sakin bir yere geçmeyi, biraz hareket etmeyi veya kendisine iyi gelen başka bir yolu seçmeyi öğrenebilir.

Öz düzenleme de bu tekrar eden deneyimlerin içinde gelişir: Önce bir başkasıyla birlikte, zamanla giderek daha bağımsız biçimde.

Bu süreçte duyusal materyaller, nefes oyunları, sakin bir alan veya küçük bir regülasyon sepeti yardımcı olabilir. Ancak bunların hiçbiri tek başına regülasyonun kendisi değildir.

Örneğin bir regülasyon sepetinde oyun hamuru, yumuşak dokulu bir nesne, küçük bir kitap, duygu kartları veya çocuk için güven veren başka materyaller bulunabilir. Fakat çocuk ağladığında “Git, sepetinden bir şey seç ve sakinleş” demek yerine bu araçları çocuk sakinken birlikte keşfetmek ve zorlandığı anlarda gerektiğinde ona eşlik etmek daha anlamlıdır.

BİR ARAÇTAN FAZLASI

Çünkü regülasyon sepeti faydalı bir araç olabilir; fakat regülasyon bir sepete sığmaz.

Çocuğun yeniden dengeye gelmesine yardımcı olmaya çalışırken yetişkinin kendi hâli de sürecin bir parçasıdır.

Çocuk bağırırken yetişkin de giderek daha yüksek sesle konuşuyorsa “Sakin ol” demek çok az şey anlatır. Buna karşılık yetişkin kendi zorlanmasını fark edip sesini yavaşlatabiliyor, gerektiğinde kısa bir an durup yeniden ilişkiye dönebiliyorsa çocuk regülasyonun gerçek hayattaki hâlini görür.

Bu, yetişkinin her zaman sakin olması gerektiği anlamına gelmez.

Ebeveynler ve öğretmenler de yorulur, gerilir, sabırsızlanır ve bazen hata yapar. Çocuğun ihtiyacı kusursuz bir yetişkin değildir. Kendi zorlanmasını fark edebilen, gerektiğinde yeniden denge kurabilen ve ilişkiye geri dönebilen bir yetişkin de çocuk için güçlü bir modeldir.

Amaç Hep Sakin Bir Çocuk Değildir

Regülasyonun amacı sürekli sessiz, uyumlu, ağlamayan veya öfkelenmeyen çocuklar yetiştirmek değildir.

Çocuklar kızar. Hayal kırıklığına uğrar. Yorulur. Beklemek istemez. Oyunun bitmesine üzülür. Bazen bağırır, bazen ağlar, bazen de bir süre hiçbir şey yapmak istemez.

Bütün bunlar çocukluğun içindedir.

Asıl hedef, çocuğun zaman içinde kendi bedenini, duygularını ve ihtiyaçlarını daha iyi tanımaya başlamasıdır.

“Şu anda ne hissediyorum?” “Bedenimde neler oluyor?” “Bana ne iyi geliyor?” “Çok öfkelendiğimde kendime veya başkasına zarar vermeden ne yapabilirim?” “Tek başıma yapamadığımda kimden yardım isteyebilirim?”

Bu soruların cevapları bir günde öğrenilmez. Oyunlarda, geçişlerde, bekleme anlarında, hayal kırıklıklarında, sınırlarla karşılaşıldığında ve yetişkinle yaşanan yüzlerce küçük deneyimin içinde yavaş yavaş gelişir.

Bugün sakinleşmek için ebeveyninin kucağına ihtiyaç duyan çocuk, zamanla yalnızca elinin tutulmasını isteyebilir. Bir süre sonra kendisine iyi gelen yöntemi kendisi seçebilir. Zamanla bedenindeki işaretleri daha erken fark edip “Biraz ara vermek istiyorum” diyebilir.

İşte öz düzenlemenin gelişimindeki önemli değişimlerden biri budur:

ZAMANLA GELİŞEN BECERİ

Çocuğun hiç zorlanmaması değil, zorlandığında kendisine ne olduğunu giderek daha iyi anlayabilmesi ve neye ihtiyaç duyduğunu keşfedebilmesi.

Oyuncaklar, nefes oyunları, duyusal materyaller veya regülasyon sepetleri bu yolculukta yardımcı olabilir; ancak hiçbiri tek başına ilişkinin yerini tutmaz.

Çünkü küçük bir çocuğun en güçlü regülasyon kaynaklarından biri çoğu zaman bir kutunun ya da tekniğin içinde değil, hemen yanındadır:

YANINDAKİ YETİŞKİN

Onu gören, davranışının arkasında ne olabileceğini merak eden, duygusuna alan açarken sınırı koruyan ve zor duyguların gelip geçebileceğini onunla birlikte deneyimleyen bir yetişkin.

Kitap ve Müzik Önerileri

BİRLİKTE OKUMAK

Kitap önerisi: Kendini Regüle Eden Çocuk — Dr. Stuart Shanker

BİRLİKTE DİNLEMEK

Müzik önerisi: The Syncopated Clock — Leroy Anderson

Psk. Ecem ÇEVİKBAŞ