Çocukların Yasaklı Kelimelere İlgisi

Bir gün çocuğunuz size oyuncak mutfağından “kakalı kek” yapabilir, ertesi gün kahkahalar eşliğinde sürekli “çiş, kaka, popo” diyebilir. Birçok ebeveyn için bu dönem yorucu, şaşırtıcı hatta zaman zaman utandırıcı olabilir.

Oysa gelişim açısından bakıldığında bu davranışların büyük kısmı oldukça normaldir.

Peki çocuklar neden bu kelimelere bu kadar ilgi duyar? Ve biz yetişkinler bu süreçte nasıl bir tutum sergilemeliyiz?

Çocuklar neden bu kelimeleri tekrar eder?

Özellikle okul öncesi dönemde çocuklar bedenlerini, sınırları, sosyal kuralları ve insanların tepkilerini keşfetmeye başlar. “Çiş”, “kaka”, “popo” gibi kelimeler onların dünyasında hem merak uyandırıcıdır hem de güçlü bir reaksiyon oluşturur. Bir çocuk bu kelimeleri söylediğinde: İnsanların nasıl tepki verdiğini gözlemler, mizah duygusunu keşfeder, arkadaş ortamındaki sosyal etkileşimi deneyimler, yasak ve sınır kavramlarını anlamaya çalışır. Yani çoğu zaman amaç “saygısızlık” değil; keşfetmek, oyun kurmak ve dikkat çekmektir.

Sürekli tepki vermek neden davranışı artırabilir?

Çocuklar bazı davranışları, yetişkinlerden aldıkları yoğun tepki nedeniyle sürdürürler.

Özellikle: sert kızmak, sürekli uyarmak, utandırmak, “Bir daha bunu söyleme!” diye baskı yapmak davranışı tamamen söndürmek yerine daha cazip hale getirebilir. Çünkü çocuk o anda:

“Bu kelime çok güçlüymüş, herkesi harekete geçiriyor.” mesajını alır. Bu yüzden bazen aşırı müdahale, davranışın daha sık tekrar edilmesine neden olabilir.

Oyunun içine girmenin gücü

Çocuk oyun sırasında “Sana kakalı pasta yaptım!” dediğinde, bunu çoğu zaman gerçek anlamıyla değil, oyunun mizahi diliyle söyler. Böyle anlarda ebeveynin tamamen sertleşmek yerine oyunun içine kontrollü şekilde dahil olması, çocuğun ihtiyacını karşılayabilir. Örneğin:

“Offf, bu kakalıymış galiba! Kokuyor mu acaba?” gibi oyuncu bir yaklaşım, çocuğun kahkaha ihtiyacını karşılayıp davranışın kısa sürede sönmesine yardımcı olabilir. Çünkü çocuk: görüldüğünü hisseder, eğlenir, güç savaşına girmez. Ve çoğu zaman birkaç tekrar sonrası ilgisini kaybeder.

Her durumda aynı yaklaşım doğru mu?

Hayır. Burada önemli olan bağlamdır. Eğer çocuğunuz: birine hakaret etmek için, öfkesini saldırgan şekilde göstermek için, sürekli sosyal ortamda uygunsuz biçimde kullanmak için bu kelimeleri tercih ediyorsa, o zaman net ama sakin sınırlar gerekir. Örneğin: “Kızgın olduğunu görüyorum. Ama bu kelimeler yerine ‘öfkelendim’ diyebilirsin.” Bu yaklaşım hem duyguyu kabul eder hem de sınırı korur.

Yasaklamak yerine yön göstermek

Çocuklara sadece “Bunu söyleme” demek çoğu zaman yeterli olmaz. Çünkü çocuk neyi yapmaması gerektiğini duyar ama yerine ne koyacağını bilemez.

Daha işlevsel olan: nerede uygun olmadığını açıklamak, alternatif ifade öğretmek, mizah ihtiyacını tamamen bastırmamak, ev içi oyun ile sosyal alan arasındaki farkı anlatmaktır. Örneğin: “Evde oyun oynarken şaka yapabilirsin ama dışarıda insanlara bu şekilde konuşmuyoruz.” Bu yaklaşım çocuğun hem sınır hem bağ kurmasını sağlar.

Çocuklar oyunla öğrenir

ve çocuk için oyun sadece eğlence değildir. Oyun: duyguları dışa vurma, kuralları test etme, sosyal rolleri deneme, kaygıları boşaltma alanıdır. Bu nedenle bazen yetişkinin görevi oyunu hemen durdurmak değil, oyunun içindeki ihtiyacı anlamaktır. Sınır gereken yerde sınır koyup, geri kalan yerde ilişkiyi koruyabilmek çocuk gelişimi açısından çok değerlidir.

Son olarak

“Çiş-kaka dönemi” çoğu çocukta görülen geçici bir gelişim evresidir. Bu süreçte: aşırı tepki vermemek, utandırmamak, oyuncu kalabilmek ve gerektiğinde net sınır koymak ebeveynin en güçlü araçlarıdır. Çünkü çocuklar en çok, kendilerini güvende hissettikleri ilişkiler içinde öğrenirler. Ve çoğu zaman uzun nasihatlerden çok, sakinlik, mizah ve bağ işe yarar.

Psk. Ecem ÇEVİKBAŞ

Kitap önerisi: Çocuğunuzla Konuşma Sanatı- Adele Faber ve Elaine Mazlish

Dinleme Önerisi: Max Richter – Written On The Sky