Çocuklarla birlikte yaşarken en çok zorlandığımız anlar genellikle sınır koymamız gereken
anlardır. Öfke patlamaları, itirazlar, “hayır”lar, ağlamalar… Tam da bu anlarda çoğu yetişkin
ne yapacağını bilemez. Ne fazla sert olmak isteriz ne de sınır koymaktan vazgeçmek. İşte
pozitif disiplin, bu ikilemde bize yol gösteren bir yaklaşımdır.
Pozitif disiplin; cezaya, korkutmaya ya da ödüle dayanmayan, çocuğu kontrol etmeyi değil
onunla ilişki kurarak rehberlik etmeyi amaçlayan bir anlayıştır. Çünkü çocuklar çoğu zaman
bilerek zor davranmaz. Duygularını henüz tanımayı, düzenlemeyi ve ifade etmeyi
öğrenmektedirler. Davranış, çoğu zaman anlatılamayan bir ihtiyacın dışa vurumudur.
Bu nedenle pozitif disiplinde asıl soru “Bu davranışı nasıl durdururum?” değil, “Bu davranış
bana ne anlatıyor?” olur. Çocuk kendini anlaşılmış hissettiğinde, sakinleşmesi ve iş birliğine
açık olması çok daha kolaylaşır. Anlaşılmak, çocuk için en güçlü düzenleyicilerden biridir.
Pozitif disiplin denildiğinde akla ilk gelen kavramlardan biri sınırlar olur. Evet, sınırlar bu
yaklaşımın temel parçalarındandır. Ancak burada söz konusu olan katı, korkutucu ya da
cezaya dayalı sınırlar değildir. Pozitif disiplinde sınırlar; çocuğa güven veren, net ve tutarlı bir
çerçeve sunar. Sınır koyarken çocuğun duygusu yok sayılmaz. “Bunu yapmana izin
veremem” derken aynı anda “zorlandığını görüyorum” diyebilmek, hem sınırı korur hem de
ilişkiyi zedelemez. Çocuk böylece hem güvende hisseder hem de anlaşılır olduğunu
deneyimler.
Pozitif disiplinin önemli araçlarından biri de seçim sunmaktır. Seçimler, çocuğun kendini
sürecin içinde hissetmesini sağlar ve kontrol duygusunu destekler. Ancak burada önemli olan,
seçimlerin her zaman yetişkin tarafından belirlenen güvenli sınırlar içinde sunulmasıdır.
“Şimdi mi yoksa beş dakika sonra mı toplayalım?” gibi küçük seçenekler bile çocuğun iş
birliğini artırır. Çocuk böylece hem kendi kararını verdiğini hisseder hem de sınırın varlığını
deneyimler.
Bu yaklaşımda duygulara alan açmak çok önemli bir yer tutar. Tüm duygular kabul edilir;
fakat her davranış kabul edilmez. Bir çocuğun kızgın, üzgün ya da hayal kırıklığı yaşamış
olması doğaldır. Bu duyguları fark edip isimlendirmek, çocuğun iç dünyasını düzenlemesine
yardımcı olur. “Kızgın olduğunu görüyorum” ya da “çok hayal kırıklığına uğradın” gibi
cümleler, davranışı onaylamak anlamına gelmez; çocuğun anlaşılmasını sağlar. Anlaşılan
çocuk, kendini sakinleştirmeyi zamanla öğrenir.
Pozitif disiplin yalnızca çocuğa odaklanan bir yaklaşım değildir; yetişkini de kapsar. Çünkü
çocuklar en çok gördüklerini öğrenir. Yetişkinin zor anlarda durabilmesi, kendi duygusunu
fark etmesi, sakinleşmeye çalışması ve gerektiğinde hatasını kabul etmesi çok güçlü bir model
oluşturur. Mükemmel olmak gerekmez; önemli olan tutarlı, gerçek ve şefkatli kalabilmektir.
Bu yaklaşımda amaç, çocuğun dışarıdan yönlendirilmesi değil; zamanla kendi iç düzenini
oluşturabilmesidir. Kendini tanıyan, sınırlarla sağlıklı bir ilişki kurabilen ve duygularını ifade
edebilen çocuklar, sosyal ilişkilerinde de daha güvenli olur. Pozitif disiplin, kısa vadeli “söz
dinletme” hedefinden ziyade, uzun vadeli bir gelişimi destekler.Günlük yaşamda pozitif disiplin küçük anlarda kendini gösterir. Geçişleri önceden haber
vermek, çocuğun hızına saygı göstermek, zorlandığında yanında kalmak, sakinleşmesi için
alan tanımak, yapılan hatalardan sonra ilişkiyi onarmak bu yaklaşımın önemli parçalarıdır.
Bütün bunlar zamanla çocuğun içsel denge kurma becerisini güçlendirir.
Sonuç olarak pozitif disiplin, bir yöntem listesinden çok bir bakış açısıdır. Çocuğa yukarıdan
bakmak yerine yanına oturmayı, düzeltmek yerine anlamayı önerir. Ebeveyni ve çocuğu karşı
karşıya getirmek yerine aynı tarafta buluşturur. Çünkü çocuklar en çok, kendilerine anlayışla,
saygıyla ve güvenle yaklaşıldığında gelişir.
Okuma önerisi: Bebeklikten Ergenliğe Pozitif Disiplin-Yasemin Yusufoff
Psk. Ecem ÇEVİKBAŞ